NARKOTİK OPERASYONLARINDAKİ GİZLİ SORUŞTURMACININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Bu yazımda bilhassa son dönemde “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama“ suçuna yönelik gizli soruşturmacı marifetiyle güven alımı yapmak suretiyle yürütülen ve kamuoyunda Narkotik Operasyonları olarak bilinen adli faaliyetlere ilişkin suçun oluşumunu inceliyorum. Ayrıca, gizli soruşturmacı marifetiyle yürütülen soruşturmalarda kovuşturmaya geçme neticesinde ulaşılan kanaatlerin isabetli olup olmadığını Yargıtay kararları doğrultusunda irdeliyorum. Bu yazı içeriğinde; gizli soruşturmacının kim olduğunu, görevlendirilmesi, hareket tarzı ve faaliyetinin kapsamına ilişkin soruların yanıtlarını ve yargılama neticesinde verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarına vaki Yargıtay tarafından verilen bozma ve beraat kararlarını bulacaksınız.

1-) Gizli Soruşturmacı Kimdir, Nasıl ve Neden Görevlendirilir?

Bu husus, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme başlıklı altıncı bölümü muhteviyatında düzenlenmiştir. Anılan bölümde 139. madde içeriğine göre; soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir ve bu görevlendirmeyi Hâkim yapar. Yazı içeriği yalnızca uyuşturucu konusunu kapsadığından, gizli soruşturmacının hangi suçlarda görevlendirilebileceği ve görevlendirilmesine ilişkin usul işlemlerine dair ileri seviye bir açıklama yapmıyorum. Özetle: Gizli soruşturmacı herhangi bir kamu görevlisi olabilir. Görevlendirilmesi için ise, suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka surette delil elde edilemiyor olması gerekir. Öte yandan, Yargıtay’a göre uyuşturucu ticareti suçuna yönelik alıcı rolüne girerek güven alımı yapan gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi olması gereklidir. Görevlendirmenin uygulamada; kolluk tarafından, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına bildirilerek ve Cumhuriyet savcısının da Sulh Ceza Hakimliği’nden talep ederek neticede Hakim tarafından verilen kararla yapıldığı görülmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 30/06/2015 tarih ve 2015/258 sayılı kararı ile son derece isabetli bir yaklaşım sergilemiştir. Kurul’a göre; Adli kolluk görevlilerinin amacı, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak değil sanıkların bulundukları mahalde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapan kişileri tespit ederek, bu suça ilişkin delilleri toplamak olup, aldıkları uyuşturucu maddeyi devralma ve mal edinme iradeleri bulunmadığından, somut olayda gerçek bir alım satım sözkonusu olmayıp, gerçekleştirilen eylem sanığın suçunu delillendirme işlemidir.
Kolluk görevlilerince, öncelikle suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması, suç işlenmesinden sonra işlenmiş olan suçun tespit edilerek, bu konudaki delillerin toplanması ve suç işlediği belirlenen kişilerin başka bir suç işlemeye yönlendirilmeden yakalanıp adalet önüne çıkarılması gerekirken, şüphelilerin ceza sorumluluğunu arttıracak şekilde davranışlarda bulunmaları halinde gerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ikinci maddesinde düzenlenen "hukuk devleti" ilkesi, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde hüküm altına alınan "adil yargılanma" hakkı ihlal edilmiş olacaktır.

2-) Gizli Soruşturmacının Hareket Tarzı ve Faaliyetinin Kapsamı

Gizli soruşturmacı, en basit ve sade anlatımıyla uyuşturucu madde ticareti yaptığı bilinen bir şüpheliye yönelik olarak onun bu ticareti yaptığını somutlaştırmak adına kendisinden uyuşturucu madde alır ve üzerine yerleştirdiği tertibat marifetiyle de bunu sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alır. Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kamu görevlisi; giyim kuşam, şive ve ağız, kullandığı yerel hitaplar ve lakap ile operasyon yapılan kişi ya da kişilerin hayat öykülerine uygun bir yaşam öyküsü üretir ve buna göre davranır. Ancak bu işlem anlatıldığı kadar kolay değildir. Zira, gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kamu görevlisi bu faaliyeti gerçekleştirirken hukuka uygun davranmak zorundadır. Örneğin; bir narkotik operasyonunda güven alımı yapan gizli soruşturmacı uyuşturucu madde kullanamaz ya da görevi sırasında başka bir suç işleyemez. Gizli soruşturmacılar; suç teşkil eden fiili yalnızca pasif davranışlarla izleyip tespit eder. Delil üretmek ve soruşturma başlatmak için kişiyi başka türlü işlemeyeceği bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergileyemez, kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek faili suça teşvik edemez, azmettiremezler. Yine, önleme amaçlı gizli soruşturmacı görevlendirilemez. Yani bir diğer deyişle, gizli soruşturmacının faaliyeti kapsamında soruşturma konusu suçun işlenmiş ya da işlenmekte olması gerekir. Fiil işlenmeden, somut bir olay veya failin izlenmediği olayda gizli soruşturmacının değil faaliyet yapması, görevlendirilebilmesi dahi mümkün değildir.

3-) Yargılama Aşaması ve Yargıtay Kararları

Yargılama aşamasında ilk olarak, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmalı ve yapılan görevlendirmenin hukuka uygun olup olmadığı tartışılmalıdır. Gizli soruşturmacının mahkemede tanık olarak dinlenilmesi de gerekir. Ayrıca bu işlemde sanık ve müdafiinin de gizli soruşturmacıya soru sorma olanağı da tanınmalıdır. Aksi halde savunma hakkı kısıtlanmış olacaktır. Zincirleme yapılan güven alımı da geçmişte yapılmış ayrı bir tartışma olmuştur. Ancak, gizli soruşturmacının bir failden birden fazla kez uyuşturucu madde aldığı iddia edilen olayda fail hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz, suçun sübutu halinde tek cezaya hükmolunur. Yargıtay tarafından gizli soruşturmacı marifetiyle yürütülen faaliyetlerde yapılan yargılama sonucu verilen mahkumiyet kararlarının bozularak sanığın beraatine hükmedildiği kararları ve eksik araştırma tespitiyle bozduğu kararlara dair ilamları aşağıda paylaşıyorum. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 18/01/2024 tarih ve 2024/562 karar sayılı kararında; “olay günü gizli soruşturmacıların sanığın yanına giderek uyuşturucu madde almak istediklerini söylemeleri üzerine sanığın kendisinde metamfetamin olduğunu söylediği, akabinde uyuşturucu ticareti suçunun gerçekleştiğinin gizli soruşturmacı alım tutanağı, görüntü kayıtları ve tutanak mümzii gizli soruşturmacıların beyanlarından da sabit olması karşısında, soruşturma yapan gizli soruşturmacıların suç teşkil eden fiili yalnız pasif davranışlarla izleyip tespit etmek yerine, delil üretmek ve soruşturma başlatmak için kişiyi başka türlü işlemeyeceği bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergilemiş oldukları, bunun da gizli soruşturmacı sınırlarını aştığı, kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek faili suça teşvik etmiş olduklarının anlaşılması karşısında, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi..” hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 11/03/2024 tarih ve 2024/16351 karar sayılı kararında; “Olay günü gizli soruşturmacıların sanığın yanına giderek uyuşturucu madde olup olmadığını sormaları üzerine sanığın suça konu eroini temin ettiği, gizli soruşturmacı alım tutanağı, görüntü kaydı, sanığın tevilli savunması ve tutanak mümziinin beyanı ile sabit olup, soruşturma yapan gizli soruşturmacıların suç teşkil eden fiili yalnız pasif davranışlarla izleyip tespit etmek yerine, delil üretmek ve soruşturma başlatmak için kişiyi başka türlü işlemeyeceği bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergilemiş oldukları, bunun da gizli soruşturmacı sınırlarını aştığı, kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek faili suça teşvik etmiş oldukları ve bu şekilde elde edilen uyuşturucu maddenin, suçun maddi konusu olarak hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi…” hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 18/01/2024 tarih ve 2024/621 karar sayılı kararında; “Hükme esas alınan, sanık hakkında CMK’nın 139 ve 140. Maddesi gereğince gizli soruşturmacı görevlendirmesi ve teknik araçlarla izleme kararlarının onaysız fotokopi olduğu ve anılan kararlarda sanık isminin yazılmamış olması karşısında dosya içerisinde bulunmayan CBS ve KOM Şube Müdürlüğünün gizli soruşturmacı görevlendirmesi ve teknik araçlarla izleme kararı verilmesine ilişkin talep yazıları ile gizli soruşturmacı görevlendirmesi ve teknik araçlarla izleme kararlarının asılları veya onaylı örneklerinin denetime imkan sağlayacak biçimde dosyaya getirildikten sonra sanığa okunarak diyecekleri sorulmadan hüküm kurulması, Suçun sübutunun tespiti için sanığın uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılması, adli kolluk görevlisi ise CMK'nın 139/3. maddesi hükmü de gözetilerek tanık olarak dinlenilip tutanak içeriği okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması” yasaya aykırı bulunmuştur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 06/03/2024 tarih ve 2024/16221 karar sayılı kararında; “gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair karar, fiziki takip, kimlik tespit ve savcı görüşme tutanağı, rapor ile tüm dosya kapsamına göre; alıcı olarak davranan gizli soruşturmacıların sanıkları cadde üzerinde beklerken görmeleri üzerine, bulundukları aracı sanıkların yanına park ederek araç içerisinden "Reis kimse yok mu?" diye seslendikleri, sanık ...'ın sadece "Kime baktınız?" diye sorması üzerine gizli soruşturmacının "Bir arkadaş vardı, bu mahallenin çocuğu, işimizi görüyordu" diyerek uyuşturucu satın alma niyetini belirterek sanıklarda uyuşturucu madde bulunup bulunmadığını tespit etmeye çalıştıkları, bu cevap üzerine sanık ...'ın "Ne işi açık konuşun reis eşya mı aranıyonuz?" diye sorduğu, gizli soruşturmacının "Sigara alıyorduk ondan" cevabı üzerine sanık ...'ın "Kaç tane alacaksınız?" diye sormasının akabinde sanıkların araca bindikleri, ...'ın gizli soruşturmacılardan aldığı para ile araçtan ayrılıp bir süre sonra geri döndüğü ve suça konu uyuşturucu maddeyi teslim ettiği olayda; gizli soruşturmacıların yalnızca pasif bir şekilde suç teşkil eden eylemi incelemekle sınırlı kalmayıp bir sonuca ulaşmak için yani kanıt toplamak amacıyla sanıkların suç teşkil eden bir eylem hazırlığında olmadığı aşamada suça teşvik edecek nitelikte uyuşturucu madde isteyerek sanıkların iradeleri üzerinde etkili oldukları ve bu nedenle elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, hukuka aykırı delillerin de hükme esas alınamayacağı anlaşıldığından sanıkların beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi“ hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 27/03/2024 tarih ve 2024/17122 karar sayılı kararında; “Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair karar, gizli soruşturmacı alım tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; alıcı olarak davranan gizli soruşturmacıların 04.03.2020 tarihinde sanığı Manavgat ilçesi Gültepe kavşağı yakınlarında görmeleri üzerine yanına giderek irtibata geçtikleri ve sanığa "kristal uyuşturucu maddesi bulunup bulunmadığını" sordukları, sanığın olduğunu söylemesi üzerine araca davet ederek sanıktan 600 TL karşılığında net 3,4 gram metamfetamin satın aldıkları ve yine 07.03.2020 tarihinde ise sanığı Manavgat ilçesi Sarılar mahallesi pazar yeri yakınlarında görmeleri üzerine yanına giderek irtibata geçtikleri ve sanığa "uyuşturucu madde olup olmadığını" sordukları, sanığın olduğunu söylemesi üzerine araca davet ederek sanıktan 200 TL karşılığında net 0,6 gram metamfetamin satın aldıkları olaylarda, gizli soruşturmacıların yalnızca pasif bir şekilde suç teşkil eden eylemi incelemekle sınırlı kalmayıp bir sonuca ulaşmak için yani kanıt toplamak amacıyla sanığın suç teşkil eden bir eylem hazırlığında olmadığı aşamada suça teşvik edecek nitelikte uyuşturucu madde isteyerek sanığın iradesi üzerinde etkili oldukları ve bu nedenle elde edilen delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, hukuka aykırı delillerin de hükme esas alınamayacak olması nedeniyle sanığın beraati yerine mahkûmiyetine” karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 23/01/2023 tarih ve 2023/447 karar sayılı kararında; “Gizli soruşturmacı, adli kolluk görevlisi de olsa delil toplama faaliyetlerini 5271 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (e) bendi ve 161 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun ek 6. maddesine uygun bir biçimde gerçekleştirmesi halinde ele geçirilen deliller hükme esas alınabilecek olup, görevlilerin kışkırtıcı ajan sayılabilecek şekilde faili suç işlemeye teşvik ettiği hallerde de ele geçirilen deliller hükme esas alınamayacak olması karşısında, gizli soruşturmacıların tanık olarak dinlenilerek sanıkla tanışma, irtibat kurma ve alışveriş hususlarının ayrıntılı bir biçimde belirlenmesi suretiyle sanığın önceden suç işleme kastının bulunup bulunmadığı, soruşturma yapan adli kolluk görevlisinin kışkırtıcı ajan gibi gibi hareket edip etmediği hususu belirlenmeden eksik araştırma ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi…” hukuka aykırı görülmüştür. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 12/02/2024 tarih ve 2024/15934 karar sayılı kararında; “Somut olayda 07.07.2017 tarihinde adrese giderek alıcı olarak davranan gizli soruşturmacının karşılaşma sonrasında konuşma sırasında "getirsene bana bir tane" diyerek uyuşturucu madde istemesi ve akabinde verilen kokaini alması, 08.07.2017 tarihinde aynı adrese giderek alıcı olarak davranan görevlinin "dünkü çok azdı yav biraz iyi ... Baba bir tane" diyerek uyuşturucu madde istemesi sonrasında alıcı görevlinin uzatılan uyuşturucu maddeyi satın aldığı olaylarda; gizli soruşturmacının suç teşkil eden fiilleri yalnız pasif davranışlarla izleyip tespit etmek yerine, delil üretmek ve soruşturma başlatmak için kişiyi başka türlü işleyeceği sabit olmayan bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergilemiş olduğu, bunun da gizli soruşturmacının görev sınırlarını aştığı, kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek faili suça teşvik etmek suretiyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu ve Anayasa'nın 38/6 mad. ve 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a mad. uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilerek yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi ve BAM tarafından kurulan hükümlerde suça sürüklenen çocuğun beraat kararı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi…” hukuka aykırı görülmüştür. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 10/01/2024 tarih ve 2024/268 karar sayılı kararında; “Dosya içerisinde 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca usulüne uygun bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme, görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı anlaşılmakla; dosyada mevcut olan tutanağa göre hukuka aykırı olarak alınan görüntü kaydına dayanılarak sanıkların kimlik tespitlerinin yapıldığı, bu şekilde elde edilen delilin hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi…” hukuka aykırı görülmüştür. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 03/06/2024 tarih ve 2024/19593 karar sayılı kararında; “Somut olayda, olay günü gizli soruşturmacıların sanığın yanına giderek uyuşturucu madde almak istediklerini söylemeleri üzerine sanığın kendisinde metamfetamin olduğunu söylediği, akabinde uyuşturucu ticareti suçunun gerçekleştiğinin 22.02.2020 tarihli gizli soruşturmacı alım tutanağı, görüntü kayıtları ve tutanak mümzi gizli soruşturmacıların beyanlarından da sabit olması karşısında, soruşturma yapan gizli soruşturmacıların suç teşkil eden fiili yalnız pasif davranışlarla izleyip tespit etmek yerine, delil üretmek ve soruşturma başlatmak için kişiyi başka türlü işlemeyeceği bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergilemiş oldukları, bunun da gizli soruşturmacı sınırlarını aştığı, kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek faili suça teşvik etmiş olduklarının anlaşılması karşısında, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi…” hukuka aykırı görülmüştür. Bu yazı içeriği münhasıran Av. Metehan AĞIR’a ait olup izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin paylaşılamaz. Av. Metehan AĞIR’ı X’ten takip etmek için: x.com/av_metehanagir Av. Metehan AĞIR’a, av.metehanagir@gmail.com e-mail ile veya 0536 898 76 06 telefon numarasından ulaşabilirsiniz.

Bu gönderiyi paylaş


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir